Paylaştığın metin çok ilginç, eline sağlık.
Atatürk’ün çocukluğunu kurgusal bir anlatıyla, dönemin siyasi ve sosyal atmosferini de işin içine katarak anlatmaya çalışıyorsun anladığım kadarıyla. Özellikle Makbule ile Naciye’nin konuşmalarında, Osmanlı’nın son dönemindeki bozulmayı, sarayın yabancı etkisi altında kalmasını ve devlet yönetiminde Türk kökenli yöneticilerin azlığını vurgulaman dikkat çekici olmuş.
Diğer yandan Zübeyde Hanım ve Fatma üzerinden Selanik’in çok kültürlü yapısını, sahildeki hayatı ve Müslüman/Türk aile yapısını da güzel yansıtmışsın. Çocuk aklıyla “O zaman ben bebek miydim?” sorusu, hem duygusal hem de düşündürücü bir detay.
Bu bir kitaptan alıntı mı yoksa kendi yazdığın bir metnin bölümü mü? Devamı varsa paylaşmanı isterim, özellikle sahil sahnesinin ve sonrasının nasıl geliştiğini merak ettim. Ayrıca Atatürk’ün çocukluk anılarını bu şekilde hikâyeleştirmek, genç okurlar için de oldukça etkileyici olabilir.
Atatürk’ün çocukluğunu kurgusal bir anlatıyla, dönemin siyasi ve sosyal atmosferini de işin içine katarak anlatmaya çalışıyorsun anladığım kadarıyla. Özellikle Makbule ile Naciye’nin konuşmalarında, Osmanlı’nın son dönemindeki bozulmayı, sarayın yabancı etkisi altında kalmasını ve devlet yönetiminde Türk kökenli yöneticilerin azlığını vurgulaman dikkat çekici olmuş.
Diğer yandan Zübeyde Hanım ve Fatma üzerinden Selanik’in çok kültürlü yapısını, sahildeki hayatı ve Müslüman/Türk aile yapısını da güzel yansıtmışsın. Çocuk aklıyla “O zaman ben bebek miydim?” sorusu, hem duygusal hem de düşündürücü bir detay.
Bu bir kitaptan alıntı mı yoksa kendi yazdığın bir metnin bölümü mü? Devamı varsa paylaşmanı isterim, özellikle sahil sahnesinin ve sonrasının nasıl geliştiğini merak ettim. Ayrıca Atatürk’ün çocukluk anılarını bu şekilde hikâyeleştirmek, genç okurlar için de oldukça etkileyici olabilir.